1000 yılın fotoğrafları

Darbe girişiminin üzerinden tam bir hafta geçti. Bir haftadır her gün, Ankara'daki şenlik ve nöbet kalabalığı akşamın ilk saatlerinden itibaren ezici bir çoğunluğa ulaşmış oluyor. Bütün Güvenpark içinde yürümek neredeyse imkânsız hâle geliyor. Otobüsler ve metrolar, gecenin geç saatlerine kadar gümbür gümbür dolu. Hiç kimsede en küçük bir şikayet belirtisi göremiyorsunuz. Evlerindeki rahat yataklarını ve koltuklarını bırakmış binlerce insan, büyük bir coşku ve heyecanla meydanlarda bekliyor ve nöbetlerini tutuyorlar. Aralarında gezinirken pek çok dünya görüşü ve yaşam tarzını gözlemlemek mümkün. Güvenpark anıtı ve havuzun çevresi:


Bu anıtın arka kısmındaki ağaçlık alanda onlarca çadır kurulmuş; içleri çocuklu ailelerle dolu. Aralarında yaşlılar ve hastalar var. Çadırı olmayanlar yere yalın bir kilim atmış ve ailece oturmuş bekliyorlar. Özellikle Milli Müdafaa Cad. üzerinde gördüğümüz, şahsi aracını su, atıştırmalık vs. malzemelerle tıkabasa doldurarak burada halka dağıtan insanlar, herkeste alabildiğine samimi bir milliyet coşkusu uyandırıyor (Bunlardan biri de suları eşiyle birlikte kendi eliyle dağıtan yaşını başını almış bir amcaydı ve ne yazık ki kalabalık nedeniyle net bir fotoğrafını çekemedik). 

"Cumhuriyet çadırları"nın uzaktan bir fotoğrafı:


Güvenpark'ın dışında, Atatürk Bulvarı, Gazi Mustafa Kemal, Kızılay AVM çevresi ve Ziya Gökalp de iğne atsan yere düşmeyecek kadar dolu. Bunlara oranla daha rahat yürüyebildiğimiz Sakarya da tıklım tıklım. Üstelik hiç kimsenin eli bayraksız değil, ne için burada bulunduğunun farkında olmayan tek bir kişiye rastlayamıyorsunuz. Fotoğrafını (yine kalabalık nedeniyle) çekemediğimiz bir bayrakçı dayı vardı; bayrakları tükendikten sonra en büyük bayrağını çıkardı ve düdüğünü çala çala, kulaklarımızı patlatarak, coşkusunu geç saatlere kadar devam ettirdi. 

An itibariyle Kızılay'ın her tarafı:


(Kızılay AVM'nin balkonundan)


Park'ın Milli Müdafa yanı


kavşak, ışıklı heykelin çevresi


GMK girişi

Başkent'te metrolardan, halk otobüslerinden, özel araçlardan, bütün pencere ve balkonlardan ay yıldızlı bayrağımız fışkırıyor. Uluslar, birlik ve beraberliklerini en çok milli kriz zamanlarında ortaya koyar; bugün Türkiye'nin her köşesi gibi Başkent'te de, hatta belki en çok Başkent'te, tam anlamıyla bir Milli Mücadele atmosferi var. Bu atmosfere tek bir dünya görüşü veya ideoloji hakim; o da "Türkiye". Bu atmosferi soluyan her kim olursa olsun, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilelebet payidar kalacağından en ufak bir şüphe duyması mümkün değil. Türk'ü Türk yapanın ve Türkiye'yi de Türkiye yapanın ne olduğunu; 100 yıl önce bu vatanı ayağa kaldıran gücün ne olduğunu en iyi hâliyle bu meydanlarda anlıyorsunuz. Aslına bakılırsa bu vatanın binlerce yıldır hiç düşmediğini, hep ayakta kaldığını anlıyorsunuz. 

Burada gördüğünüz ailelerin pek çoğu, belki neredeyse 30 yıldır bu geceki gibi çoluklu çocuklu, nineli dedeli sokağa çıkmış değildi. Hepsinin evindeki sıcak yatağı, televizyon koltuğu, mutfaklarındaki yemek masası şu anda bomboş. Kalabalıkların içindeki tekerlekli sandalyeleri, hasta battaniyelerini, tıbbi malzemelerle dolaşanları görünce...



Bu ülke bir haftadır ayakta değil, 1000 yıldır ayakta.




cumhuriyet şenliği





geceyarısı kızılay meydanında 1o bin kişi; 
ülkemizden haberli ve ne istediğini bilen kalabalık.

22 Temmuz

Hakimiyet bilâ kayd-u şart Milletindir.

ve baykuş yeniden havalanır...


Özne-24 / Bahar 2016

Platon bin Aristokles (r.a.)

 modern yunancada polis'in αστυνομία olmasına ne demeli?
kendi sattığı malı yemeyen zeytinyağı tüccarı zihniyeti.